Cemaat-ı Metrobüs'e Saygılarımla


Sevgili iş  ve metrobüs mağduru kader arkadaşım Nuray Özbay ile yaklaşık 1 seneyi aşkın çekmekte olduğumuz metrobüs çilesi hakkında artık bir şeyler yazmanın vakti gelmişti. Günün her saati istisnasız kalabalığına yakalandığımız metrobüs, aynı zamanda kişisel gelişimimize ve beyin jimnastiğine birebir. Metrobüs akademisyenleri olarak biz, her metrobüs maceramızda çeşitli projeler geliştiriyor ve yol boyunca bu kapsamda neler yapılabilir tartışıyoruz. Metrobüse biniş ve oturabilme teknikleri, metrobüs için zaman planlaması, tutunma stratejileri, klima çalıştırma, kapı takılması eylem planı, tacizden kurtulmanın yolları gibi ana konuların yanında; yer kapıcı üniversiteli gençler ve altın gününden dönen teyzeler için metrobüs saat ve fiyatlarının düzenlenmesi gibi ara faaliyet konuları üzerinde de beyin fırtınası gerçekleştiriyoruz.

Çeşitli sosyal medya araçları ile yaptığım araştırma neticesinde en çok ilgi gören  konu metrobüse biniş ve oturabilme teknikleri oldu. Püf noktalara geçmeden önce belirtmek istediğim önemli bir ayrıntı var. Özellikle işe gidiş, iş çıkışı ve futbol maçlarının olduğu günlerde metrobüs kullanmanın kuralları olmazsa o gün bilhassa Mecidiyeköy’den binecek olan yolcuların oturma şansı yok. Bu konuda ‘’Ne Yapılabilir?’’’i sorgularsak; üniversiteli genç öğrenciler okul çıkış saatleri doğrultusunda o alışverişmerkezi senin bu alışverişmerkezi benim gezmektense evlerine gidip aileleri ile zaman geçirirse metrobüs kullanıcılarının %40’lık kitlesini elemiş, aynı zamanda aile içi huzuru da sağlamış oluruz. Buna paralel olarak altın günü yapan teyzeler gün bitiş saatini 17.00’dan 15.30’a çekerlerse kısa günün karı lafının hakkını verip, az konuşup çok altın alabilirler. Bu durumda empati yapabilir, kırk yılda bir yer bulan şanslı insanların vicdan yapıp yer vermesine sebebiyet vermezler. Bu vesileylede %10’luk kısımı elersek geriye kalan %50’lik kısımla kolayca baş edebiliriz.  Metrobüste oturabilmek için; öncelikle kapı seçmek çok önemli. Durağa geldiğinizde metrobüslerin durduğu noktayı iyi analiz etmeniz şart. Bunun ardından metrobüs kapısının biraz ilerde veya geride kalma olasılığını da düşünerek bir nokta belirlemeniz lazım. Elinizdeki çanta, şemsiye vb. materyalleri kullanarak gereken açıyı elde edebilirsiniz. Ardından en zorlu etap olan metrobüse bir çırpıda kendinizi atma aşamasına geliyorsunuz. Kapı açılmadan önce gelen metrobüsün içini iyice inceleyip boş yeri gözünüze kestirmeli, kıvrak hareketlerle içeri süzülmelisiniz. Bu aşamada ardınızdan gelen nidalara kulak vermemeniz, zaman kaybetmeyip hedefe doğru ilerlemenizi kolaylaştırır. Belirtmiş olduğum püf noktaları kullandınız ve yine oturamadıysanız (ki iş çıkış saatlerinde genelde bu sorunla yüzleşiliyor) o zaman insan sarrafı yönünüzü harekete geçirip, bir kaç durak sonra inmeye meyilli kişileri tespit etmeli ve o koltuğun bulunduğu alana hakimiyet kurmalısınız.  Bahsetmiş olduğum konu dışında olağan üstü hallerde oluyor. Genellikle Mecidiyeköy durağını kullandığım için örnekleri bu durak kapsamında vereceğim. Merdivenlerin bile milim milim ilerlediği durumlarda hiç vakit kaybetmeden Zincirlikuyu durağına gidip, yukarıda bahsetmiş olduğum yöntemleri uygulamanızı tavsiye ederim. Tabi bu bir risk. O durakta da yoğunluk söz konusu, fakat sevgili cemaat-i metrobüs risk almayan kahraman olamaz. Azimle hedefinize kitlenmenizi öneririm.

Sizlerle paylaşmak istediğim son nokta, metrobüsü kabusunuz olmaktan çıkaracak ve sizlere hobi edindirecek bir öneri. En yoğun zamanda metrobüse ön kapıdan binin. Bininki metrobüs kullanmayı öğrenin. Şahsen şoför rahatsızlansa o metrobüsü kullanabilme kapasitesine ulaştım. Zira yoğunluk sebebi ile 13 durak boyunca şoförle birlikte yolculuk edince en ince noktasına kadar sistemi çözebiliyorsunuz. 
Metrobüs insanı olmak bir ayrıcalıktır. O yolda olgunlaşır, savaşmayı ve içinizden zafer çığlıkları atmayı öğrenirsiniz. Kolaylıklar diliyorum.
Meltem Karaarslan